Havalar güzel.

Havalar güzel.

Tropik arkadaşlar var yanımda, hindistan cevizine düşüyorum bu akşam. Ortaya da palmiye yaprağı söyledim, müzik ateşlenince iyi gelir serin serin. Kesmezse de bir şişe yağmur açarım artık.

Keşkelerden bir deniz var ayaklarımın ucundan başlayıp göklere varıyor.
Arada çerez niyetine bir iki hatıranın kabuğunu açıp denize atıyorum, zaman dalgalanıyor. Evet çevreme zarar veriyorum. Mavi vardı benim çok güzel, yeşilim vardı, hiç koruyamadım.

Hayat işte! Kim bilir daha neler… Samandan ceketimi omzuma vurdum, ateşin başında sallanıyorum şimdi şarkılarla.

Ayakların kum dolarsa aklında olsun; iskarpinleri çıkar, çorapları çıkar, paçaları sıva ve ufak ufak yürü suya doğru. Her adımında af dile.

Ne güzel dönüyorsun…

Ah… Ne güzel dönüyorsun…

Görmüyorum ben sen kapayınca gözlerini, biraz daha bak bana. Ne cümleler unuttum siyahında, şu uçsuz bucaksız denizin mavisi bile söndüremedi büyülü karanlığını. Ne nefeslerim eridi yitti teninde, hepsinden vazgeçtim, varsın hiç yanmasın mumum. Hiçbir yerde olmak istemedim burada olmak istediğim kadar. Palmiyeler, kumsal, dalgalar… Avuçlarında yaz, eteklerinde bahar…

Ah… Ne güzel dönüyorsun… Dünyalar kıskanır…

Her sessizliğimde sen varsın, her tazeliğinde sabahın ve güneşin batışına eşlik eden her esintide. Hayal ağacından sayfalar, anka tüyünden kalemler eskittim. Mürekkebi tükendi gözlerimin ama hâlâ adını yazamadım ben; elimi tut!