Deliduman

“…geçmişten kalan ne varsa, en saçma sapan şeyler bile olsa onlara bakıp özlüyorum dedemi. Dedemi özlediğimde de sadece onu değil, hatta ondan da çok o andaki ruh halimi özlüyorum. Dedemle birlikteykenki kendimi özlüyorum.”

Emrah Serbes

Şimdilik.

Birçok kalemlerim var. Kalemlerimi sever ve özlerim. Hep yanımda bulundurur, lâkin en unutmamam gereken vakitlerde unuturum. Unuttum yine kalemimi. Ve nice verdiğim sözleri…

Köprüler dediklerim, gerek ürkerek gerek hevesle merak ettiklerim, hepsi yıkıldılar. Çok azını tutabildim, çok az tutunabildim. Yanıldığımı görüyorum.

“Dikkatli ol” dedi.

Her şeyin başladığı ve bittiği yerde yatıyorum. Gözlerim yorgun, kanlı ve zihnim… İçim dışım yer değiştiriyor. Yummadıkça yitiyor, yitiriyorum. Durmam ve gözlerimi yummam gerek.

Toplayacak, kırılanları onaracağım. Ben ki gözlerimi başka yönlere çevirdim aslolan benimleyken. Toplamam, onarmam gerek.

Bir dede, iki sağlam kaburga ve uykular eksik. Şimdilik.

Bayram II.

Sıcak. karanlığımın melodileri bastırdı, sobanın çıtırtısı duyulmuyor.
Bugün orda da cumartesi mi? sen de beni, benim kadar özledin mi?
Özlemiştim. Kestane yaptım kendime. Üç beş tane çok değil. Tam istediğim kadar. Önce bir haçlı askeri üniforması giydirdim, sonra sobanın üzerine bıraktım. Birer birer. Çok pişirmedim. Tam istediğim kıvamda, hafif çiğ, sert. Tam istediğim gibi.
Alev alev yandığım doğru.
…dedi karanlık şövalye. Sobaya odun attım. Kestane kabuklarını da attım. Bir anda çıtırdadı hepsi. ‘Alevler içinde olan hangimiz’ diye düşündüm. Bilemedim. Kestane kabuklarına sordum.
Yağmur yağsa, uykum kaçsa
…dedi külleri.
Küllerimden doğar mıyım sana doğru?
…dedi karanlık şövalye.
Ben sustum. Bir karanlık konuştu, bir ateş. Rüzgar da mırıldandı ara ara. Ben sadece sustum.

Bayramdı bu yıl bugün. Yıllar önce ise ölüm. O gün diz çöktüğümü hatırlıyorum. Yalnızca diz çöktüğümü hatırlıyorum. O günden beridir huzur arıyorum burada. O güne kadar aramaya ihtiyaç duyulmadığını sonradan fark ettim. O günden beridir bir taş, biraz toprak, bir iki çiçek.

İçinde hiçbir şey yok.
İçimde hiçbir şey yok.

Bayram I.

Uzun saçlı adam vardı, güzel şarkılar söylerdi. Ne kadar güzel olduğunu çok sonra anladım ben. Ne kadar hüzünlüymüş şarkılar meğer, çok sonra anladım. Unutamadım, unutamadım.

Dedem vardı. Hep vardı. Salonda ikili koltuğun sol tarafında oturur, yanına anneannemi alır, herkesi sırayla öper. Herkesi başka sever, herkesle arkadaş bir yerden, herkesle ayrı telden.

Sonra, çok sonraları, sevda vardı. Uzun saçlı adamın şarkılarını da öyle anladım ben zaten. Dedem de yoklardı arada çaktırmadan hani. Bir başkaydı, anlatılmıyor şimdi böyle. Gerçekler geçiyor hep önüne ama en şiirli şarkılı, hikâyeli masallı yalan sevdalardan…

Bayram o zamanlar bayramdı. Eskidendi, çok eskiden.

Dede. Torun.

İsmini hatırlıyorum fakat yüzünü çıkaramıyorum göğün. Yaş geçti görmeden, yaşlar.
Köprüleri kesildi boğazımın, suya düşüyor kelimelerim.
Son nefeste her hayat, başrolünü oynadığın sessiz film. Ve verir herkes son bir nefes. Kimi dedeyken, kimi torun…