Mevsimler

“Yarını bırak” dedi. Bıraktım. Ben bıraktıkça yarın geldi.

Bak şimdi, bir yolculuk var. Adına ne dersen de, ama var, o yolculuğu yapman gerek. Geçecek; görmen gerek.

Bu mevsimleri yaşaman gerek, ya sen döneceksin ya da dünya. Durdurabiliyorsan dünyayı, kendin dön. Elinden geleni ardına koyma. Yolun açık olsun. Durduramıyorsan, hoş geldin. Buyur gel otur yanıma, seyret. Bu oturduğumuz yer, buradan gördüklerinin hiçbiri, o durduklarını sandıkları dünya hiç kimseye kalmadı. Çünkü hiçbiri aslında yoktular, hiç olmadılar.

O mevsimleri yaşaman gerekiyordu, yaşadın. Ya sen dönecektin ya da dünya. Görevi dünya aldı ve emin ol bu senin için daha iyi.

Hamsın, pişmen gerek. Yağmuru istiyorsan eğer, yanman gerek.

Yarını bırak.

Demirciler ve Simyacılar

“İnsanoğlu doğaya fiziksel-kimyasal bilimlerle hâkim olarak onunla rekabet edeceğini sanır, hem de hiç zaman yitirmeden. Zamanın yaptığı işi artık bilim ve çalışma yapacaktır. Modern insan bildiği esas şeyle birlikte, talimli zekası ve çalışma kapasitesiyle birlikte zamansal sürenin işlevini üstlenir, başka deyişle zamanın yerine geçer.”

Mircea Eliade

Vuslat

O son sayfanın çaktırmadan sona kalmış olması da tesadüf değil, hiçbir şeyin tesadüf olmadığı gibi. Bakana değil de, görene yüksek çözünürlüklü hayat. Hiç bitmeyecekmiş gibi gelen her şeyin bir sonu var. Olması lâzım çünkü.

Son bir vuslatımız olacak. Olması lâzım çünkü. Ardında hasret görüyorum. Hiç öylesini görmedim.

O kadar çok şey var ki düşünecek. O kadar çok şey var ki yarım kalmış…

 

Yükümlülükler Üzerine

“…zira adalet baki kalan takdirin ve şöhretin kaynağıdır, o olmadan hiçbir şey övgüye değer olamaz.”

“Eğer felsefede ilerleme kaydetmişsek, emin olmamız gerekir ki, bütün insanlardan ve tanrılardan saklı da olsak, yine de açgözlüce, haksızca, şehvetle ve ölçüsüzce hiçbir şey yapmamalıyız.”

“…zira bu kişiler hazzı ahlaki doğrulukla, âdeta insanı hayvanla bir tutarak aradaki uzlaşmazlığı ortadan kaldırmak istemişti. Oysa ahlaki doğruluk asla böyle bir birlikteliği kabul etmez, onu reddeder ve geri çevirir.”

Cicero

Yeraltından Notlar

“Peki ama nasıl oluyor da siz, insan için yalnızca normal, olumlu olanın…kısacası, yalnızca refahın, mutluluğun yararlı olduğuna böylesine kesin, kendinize büyük bir güvenle inanabiliyorsunuz? Çıkarlar konusunda mantığınız yanılıyor olamaz mı? Öyle ya, belki yalnızca mutluluğu sevmiyordur insan? Belki aynı ölçüde acıyı da seviyordur? Belki acı da mutluluk kadar çıkarınadır?”

Fyodor Dostoyevsky

Sıfır

“Saatlerde sıfır yoktu. Durup dinlenmeksizin dönerdi saatler. Dengesi yoktu zamanın. Bir başlangıç noktası yoktu. Sadece bir sonraki sayıya doğru ilerliyordu.”

Jess Walter

Yüzüncü Ad

“Bunları yazmak beni sinirlendiriyor mu, yoksa sakinleştiriyor mu diye soruyorum kendi kendime. Belki de yazı, daha iyi söndürmek için alevlendiriyor tutkuları; tıpkı onlara daha iyi hedef olsun diye avı sığınağından çıkaran kışkışçılar gibi.”

Amin Maalouf

Şimdilik.

Birçok kalemlerim var. Kalemlerimi sever ve özlerim. Hep yanımda bulundurur, lâkin en unutmamam gereken vakitlerde unuturum. Unuttum yine kalemimi. Ve nice verdiğim sözleri…

Köprüler dediklerim, gerek ürkerek gerek hevesle merak ettiklerim, hepsi yıkıldılar. Çok azını tutabildim, çok az tutunabildim. Yanıldığımı görüyorum.

“Dikkatli ol” dedi.

Her şeyin başladığı ve bittiği yerde yatıyorum. Gözlerim yorgun, kanlı ve zihnim… İçim dışım yer değiştiriyor. Yummadıkça yitiyor, yitiriyorum. Durmam ve gözlerimi yummam gerek.

Toplayacak, kırılanları onaracağım. Ben ki gözlerimi başka yönlere çevirdim aslolan benimleyken. Toplamam, onarmam gerek.

Bir dede, iki sağlam kaburga ve uykular eksik. Şimdilik.