İyi mühendis.

Tel zımba makinesi yapmayı bilen mühendis, iyi mühendistir efendiler.

Bazen gerçekten de dalga geçtiklerini düşünüyorum. Sonra geçiyor bu düşünce ve tembel olduğum gerçeği kalıyor sadece.

Hominidi gırtlak.
Abidik gubidik.

27 Nisan.

Bir ben var aslında benden öte benden içeri
Çocuk olup şarkı söyleyesi gelir göl kenarındaki kuşlarla
Ama çocuğum düşer içimden şarkı feryat olur göl gözyaşı

Kafamı öne eğer susarım…

26 Nisan.

Yakamadım.

Tutuldum, tutuşturamadım.

Yangın oldum yandım,

Bir kıvılcım olamadım.

Üzerine damlayamadım.

Tutuldum, tutuşturamadım.

Yakamadım.

(müzik girer)

Sevemedim ben bugünü
Sevemedim başından
Göremedim geçtiğini
Yanıbaşımdan, her yanımdan

18 Nisan.

Yalnız kaldığımda hep defterime uzanıyor elim. Çoğu zaman yazacak birşeyim de olmuyor, uzandığımla kalıyorum, ve yalnızlığımla. Yani kendimle, benle ve hiç olmadığı kadar olmayan senle.
Öyle…

Günce.

Yavaş yavaş kapanıyor defterlerin, kağıtların, kalemlerin devri. Bilgisayarın sunduğu hız ve zengin düzenleme seçenekleriyle başa çıkması çok güç kağıt kalem kokusundaki cazibenin. Ben direniş saflarındayım; sağımda, solumda, masamda, çantamda, her yerimde rastlanabilecek defterlerimden anlaşılabileceği üzere.

Peki, bu blog niye?